Kısa cevap: Evet. Öglena’da (Euglena) genellikle öne doğru uzanan en az bir kamçı (flagellum) bulunur; bu yapı, ışığa yönelim (fototaksi) ve hareket için kilit rol oynar. Okurken aklınıza düşen küçük “aa!” anlarını not edin; yazının sonunda konuşalım. Öglena’da Kamçı Var mı? Mikroskobik Bir Yolculuğun Büyük Hikâyesi Bir göl kıyısında durup su damlasını mikroskopa koyduğunuzda, karşınıza koca bir evren açılır: Süzülen, kıvrılan, ışığa doğru hızlanan küçük bedenler… Bu evrende öne çıkan canlılardan biri de Öglena’dır. “Öglenada kamçı var mı?” sorusu kulağa basit gelse de, cevabı bizi evrimden yapay zekâya, çevre teknolojilerinden tasarıma uzanan geniş bir yola çıkarır. Hadi gelin, bu yolda…
6 YorumEtiket: bir
Öyle ki Nasıl Yazılır? Geleceğin Dilinde Anlamın Evrimi Kelimelerin geleceğini hiç düşündün mü? “Öyle ki” gibi basit görünen bir ifade bile, aslında dilin geleceğine dair bize çok şey söylüyor. Bu yazıyı, sadece bir yazım kuralı açıklamak için değil, aynı zamanda “dil nereye gidiyor?” sorusuna birlikte cevap aramak için yazıyorum. Çünkü bazen bir kelime, toplumun düşünme biçiminin pusulası olur. Öyle ki mi, Öyleki mi? Türkçenin zarif dengesi burada devreye giriyor. Doğru yazım “öyle ki” şeklindedir, yani ayrı yazılır. Çünkü “öyle” bir belirteç, “ki” ise bağlaçtır. Bir araya geldiklerinde anlamı güçlendirirler ama dilbilgisel olarak birleşmezler. Yanlış olan “öyleki” biçimi, aslında dilin dijital…
10 YorumBir Tarihçinin Sofrasından: Güvece Domates Konur mu? Gecenin sessizliğinde, arşivlerin tozlu rafları arasında gezinirken aklıma hep şu gelir: Tarih yalnızca kralların, savaşların ya da imparatorlukların hikâyesi değildir. Tarih aynı zamanda mutfak kokularında, tencerelerin dibinde, sofraya uzanan ellerde saklıdır. Bugün bir tarihçi olarak, hem geçmişin sofralarına hem de bugünün tartışmalarına uzanan bir meseleye eğiliyorum: Güvece domates konur mu? Domatesin Anadolu’ya Yolculuğu Domates, Anadolu mutfağının vazgeçilmezi gibi görünse de aslında oldukça yeni bir misafirdir. 16. yüzyılda Amerika’dan Avrupa’ya taşınan bu kırmızı meyve, Osmanlı topraklarına 18. yüzyılın sonlarına doğru gelir. Başlangıçta “ Frenk yemişi ” olarak adlandırılan domates, uzun süre zehirli sanıldığı için…
12 YorumLigayrihi Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış Hayatta bazı kelimeler vardır, ilk duyduğumuzda anlamını bilmesek de içinde bir çağrışım, bir his uyandırır. Ligayrihi de bu kelimelerden biridir. Kulağa farklı, uzak ama bir o kadar da merak uyandırıcı gelir. Bu yazıda, Ligayrihi kelimesinin anlamını sadece sözlük düzeyinde değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında derinlemesine ele alacağız. Çünkü kelimeler yalnızca dilin değil, aynı zamanda kültürün ve toplumsal bilincin de aynasıdır. — Ligayrihi Kelimesinin Kökeni ve Anlam Dünyası Ligayrihi, Arapça kökenli olup “başkası için”, “kendinden olmayan için” anlamına gelir. Bu ifade, insanın kendi sınırlarının ötesine geçme,…
6 YorumGümüşova Belediyesi Hangi Parti’den? Yerel İktidar, Öğrenme ve Toplumsal Katılım Üzerine Bir İnceleme — Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüyle Siyaseti Okumak Bir eğitimci olarak derinlemesine düşündüğüm şeylerden biri, siyasetin sadece büyük şehirlerde değil; kasabalarda, köylerde de öğrenildiği gerçeğidir. İnsanlar, seçim sandığında oy vermekle kalmaz; yerel yönetim biçimlerinden belediyeye, kimlerin söz sahibi olduğuna kadar pek çok öğretiyi “siyaset laboratuvarı” gibi yaşayan bir çevrede edinirler. Gümüşova Belediyesi’nin hangi partiden yönetildiğini bilmek, yalnızca “kim kazanmış?” sorusunun cevabı değildir; yerel iktidar ilişkilerini, vatandaşlık algısını ve toplumsal aktörlerin öğrenme süreçlerini anlamak açısından önem taşır. — Gümüşova Belediyesi Kim Tarafından Yönetiliyor? Gümüşova, Düzce ilinin bir ilçesi olup aynı…
10 YorumRenklerin Dili: Giemsa Boyama ve İnsan Kültürlerinde Görünmeyeni Görme Arayışı Kültürlerin renkleri, sembolleri ve anlam dünyaları, insanlık tarihinin en sessiz ama en güçlü anlatıcılarıdır. Bir antropolog olarak her zaman merak etmişimdir: İnsan neden görünmeyeni görünür kılmak ister? Neden mikroskobun altında bile anlam arar? Giemsa boyama, yalnızca bir laboratuvar tekniği değildir; o, insanın görünmeyen hayatı anlamlandırma çabasının renkli bir yansımasıdır. Bu yazıda Giemsa boyama ve prensibi nedir? sorusuna yalnızca bilimsel bir yanıt aramakla kalmayacağız, aynı zamanda bu yöntemin kültürel ve sembolik derinliklerine de bakacağız. Çünkü mikroskop camında gördüğümüz şey, aslında insanın kendi doğasını çözme ritüelinin bir parçasıdır. Giemsa Boyamanın Bilimsel Temelleri…
10 YorumDisgrafi Ne Demek? Yazının Ontolojisi Üzerine Felsefi Bir Düşünce Bir filozof olarak “yazı” dediğimiz şeyi yalnızca sembollerin düzenlenmesi olarak değil, insanın kendini dışa vurma biçimi olarak görürüm. Yazmak, düşüncenin bedene bürünmesidir. Ancak bazı insanlar için bu süreç, kelimelerin ve sembollerin isyan ettiği bir mücadeleye dönüşür. İşte bu noktada karşımıza çıkan kavram, disgrafidir. Peki, disgrafi sadece bir “öğrenme bozukluğu” mudur, yoksa insanın anlamla kurduğu ilişkinin derin bir kırılması mı? Disgrafi Nedir? Kavramsal Bir Başlangıç Disgrafi, bireyin el yazısı veya yazılı ifade becerilerinde yaşadığı belirgin güçlükleri tanımlayan nörolojik temelli bir öğrenme farklılığıdır. Kimi zaman harfler karışır, kelimeler eksik yazılır, cümleler bozulur. Fakat…
14 YorumKantin İhalesine Kimler Giremez? Bir Hayalin Eşiğinde Duranların Hikâyesi Hayatta bazı sorular vardır ki, cevabını sadece kanun maddelerinde değil, insanların umutlarında ve hayal kırıklıklarında bulursun. “Kantin ihalesine kimler giremez?” işte o sorulardan biri… Bugün sana, bir ihalenin arkasındaki duyguları, hayallerle çarpışan kuralları ve bu sürecin içinden geçen insanların hikâyesini anlatacağım. Çünkü bazen mesele sadece bir ihaleye girememek değil, bir hayalin kapısından geri dönmektir. Hikâye: Hayalin Eşiğinde İki İnsan Ahmet, 38 yaşında bir girişimci. Hesap kitap işlerinde iyidir, planlıdır, risk analizi yapmadan adım atmaz. “Bir okul kantini işletsem, çocuklara hem sağlıklı ürünler sunarım hem de düzgün bir gelir elde ederim,” diye…
14 YorumTürkiye’de Kaç Tane Gözlemevi Var? — Bir Filozofun Gökyüzüne Sorgusu Gökyüzüne, yıldızlara baktığımızda yalnızca ışık noktaları değil, aynı zamanda insanın merakının sınırlarıyla da karşı karşıya kalırız. Bu merak, etik, epistemoloji ve ontoloji gibi temel felsefi kavramlara temas eder: Ne görebiliriz? Ne bilmek isteriz? Ve bilmek uğruna ne tür kurumlar —gözlemevleri gibi— inşa ederiz? Türkiye’de “kaç tane gözlemevi var?” sorusu, basit bir sayı sorusu olmanın ötesinde; bu kurumların varlığına, meşruiyetine ve sınırlarına dair felsefi bir tartışmanın kapısını aralar. Gerçekten, gözlemevleri yalnızca teleskopların konulduğu binalar değildir — epistemolojik aktörlerdir. Onlar, gökyüzüne dair “doğrular”ın üretildiği, sınandığı ve yeniden düzenlendiği mekânlardır. “Türkiye’de kaç gözlemevi…
10 YorumAspirin Yağ Çözücü Kimin? — Ekonomik Bir Bakışla Marka, Sermaye ve Piyasa Üzerine Bir ekonomist olarak, her ürünün ardında görünmeyen bir kaynak yönetimi, tercih zinciri ve stratejik karar vardır. “Aspirin yağ çözücü kimin?” sorusu bu yönüyle sadece bir mülkiyet meselesi değil, aynı zamanda sermayenin nasıl şekillendiğini, piyasaların nasıl çalıştığını ve bireylerin tercihleriyle toplumsal refahın nasıl etkilendiğini gösteren bir örnektir. Kaynakların sınırlı, ihtiyaçların sonsuz olduğu bir dünyada, her üretim kararı bir fırsat maliyeti doğurur. Aspirin markası tıbbi alandan endüstriyel temizlik alanına uzanmışsa, bu sadece bir kimyasal dönüşüm değil, aynı zamanda bir ekonomik stratejidir. Aspirin Yağ Çözücü Kimin? — Marka Sahipliği ve…
6 Yorum